İçeriğe geç
Muhammet Şafak
en
Günlük 6 dk okuma

Toplantı, raporlama ve görünürlük tiyatrosu

Statü toplantısı bir bilgi aracı değil, bir sigortadır. Toplantının neden var olduğunu ciddiye alan bir eleştiri ve üç ayrı masadan bakış.


Bir dönem, haftada on bir saatini toplantıda geçiren bir ekiple çalıştım. Merak edip takvimi tek tek çıkardım: on bir saat. Hiçbirinde bir karar alınmıyordu. Hepsinde durum aktarılıyordu — kimin ne yaptığı, neyin geciktiği, neyin “bu hafta bitecek” olduğu. Aynı bilgi, farklı odalarda, farklı insanlara üç kez anlatılıyordu.

Aynı yıl, tamamen öbür uçta bir yer daha gördüm. Takvim bomboştu; toplantı diye bir kültür yoktu. Ama patron günde ortalama dört kez masaya gelip “N’aptın?” diye soruyordu. Toplantı yok, kesinti sonsuz.

İlk bakışta bunlar birbirinin zıddı görünüyor. Değiller. İkisi de aynı şeyi yapıyor: başkasının içi rahat etsin diye sizin odağınızı harcıyor. Bu yazı, dizinin ilk yazısında kurduğum ayrımın en görünür yerine bakıyor — çünkü toplantı, bir şirketin karakterinin haftalık olarak sahneye çıktığı yerdir.

Bir şeyi baştan söyleyeyim: bu yazı “toplantılar saçma” demeyecek. O cümle kolay, ucuz ve yanlış. Bir şeyi eleştirmek istiyorsanız önce neden var olduğunu ciddiye almanız gerekir.

Kurumsalda statü toplantısı bir risk sigortasıdır

Kurumsalda toplantıların çoğu bilgi aktarmak için yapılmaz. Bunu anlamak biraz zaman aldı bende.

Büyük bir şirkette kimsenin düşmek istemediği tek bir konum vardır: “haberim yoktu.” Bir şey patladığında sorulan ilk soru “kim biliyordu?” olur. Bilmiyor olmak, o an için masumiyet gibi görünür ama kurumsalda öyle işlemez; bilmiyor olmak, bilmesi gereken yerde durmamış olmaktır. Kariyerinizi bitirmez, ama sizi bir sonraki odada dinlenmeyen kişi yapar.

Haftalık statü toplantısı tam olarak bunun için var. Amacı bilgiyi aktarmak değil, bilgiyi almış olmayı kayda geçirmek. Odadaki herkes duydu, herkes onaylayarak başını salladı, dolayısıyla artık kimse “benim haberim yoktu” diyemez. Bu bir bilgi mekanizması değil, bir sorumluluk dağıtma mekanizmasıdır.

Rapor da öyle. Kimsenin sonuna kadar okumadığı o haftalık rapor bir iletişim aracı değildir; bir savunma belgesidir. İşin gerçek durumunu anlatmaz, işin durumunun anlatılmış olduğunu kanıtlar. İki farklı şey.

Bunu anladığınız an kurumsaldaki toplantılar birdenbire mantıklı görünmeye başlar. Ve tam da bu yüzden kaldırılamazlar: kimse kendi sigortasını iptal etmez. “Bu toplantıyı e-postaya çevirelim” dediğinizde karşınızdakinin duyduğu şey verimlilik önerisi değil, koruma kaybıdır. Direnç irrasyonel değil; sizinkinden farklı bir riski yönetiyor.

Patron şirketinde bunun karşılığı “geçerken uğrama yönetimi”

Patron şirketinde takvim temizdir ve bununla gurur duyulur. “Biz toplantı yapmayız, iş yaparız.”

Yapılan şeyin adı toplantı değil, ama işlevi aynı: patron içi rahat etsin diye siz durup anlatırsınız. Fark şu ki bu, takvimde görünmez. Görünmediği için maliyeti de görünmez — dolayısıyla bedava sanılır.

Oysa bir sorunun bedeli, o sorunun süresi değildir. Bir sorunun bedeli, kırdığı odağın toparlanma süresidir. Karmaşık bir işin ortasındaki bir geliştirici için beş dakikalık soru, kırk dakikalık iştir; kafasındaki yapıyı yeniden kurması gerekir. Günde dört kez uğrarsanız, o gün bitmiştir. Kimse fazla mesai yapmıyor değildir — herkes akşam yediden sonra çalışıyordur, çünkü asıl iş ancak o saatte başlayabiliyordur.

Patron bunu genellikle bilmez, ve bu bir kötü niyet meselesi değil. Onun kendi işi zaten kesintilerden oluşur: gün boyu telefon, müşteri, banka, tedarikçi. Kesinti onun için işi bölen bir şey değil, işin kendisidir. Kendi çalışma biçiminde maliyeti olmayan bir şeyin başkasında maliyeti olduğunu hayal etmesi zordur.

Sonuç ironik: toplantısı olmadığı için kendini verimli sanan şirket, çoğu zaman toplantılı olandan daha az odaklanmış çalışır. En azından toplantının bir başlangıç ve bitiş saati vardır.

Görünürlük tiyatrosu nedir, ne değildir

Buraya kadar okuyup “demek ki görünürlük saçmalık, ben işimi yapayım yeter” sonucunu çıkarmayın. Bu, dizide en sık gördüğüm ve en pahalıya patlayan yanılgı.

Görünürlük işin bir parçasıdır. Sebebi basit ve acı: fark edilmeyen iş, yapılmamış işten ayırt edilemez. Kimsenin görmediği bir refactor ile hiç yapılmamış bir refactor, kurumun defterinde aynı satırdadır. Bunu bir haksızlık olarak yaşayabilirsiniz — ama değiştirmez. Yazmanın, anlatmanın, işi görünür kılmanın neden bir kariyer yatırımı olduğunu ayrı bir yazıda anlatmıştım; buradaki mesele onun sınırı.

Tiyatro, görünürlüğün üretimin yerine geçtiği andır. Görünürlük yapılmış işi taşır; tiyatro, taşınacak iş olmadığı için taşımanın kendisini iş sayar. Aradaki çizgi ince ama testi net:

Bu toplantı bir karar mı üretiyor, yoksa sadece bir kayıt mı?

Kayıt üreten toplantı bir belge olabilirdi. Belge olabilecek bir şey için sekiz kişinin bir saatini almak, tiyatronun tanımıdır.

Pratik ayrım: üç tür toplantı

Yıllar içinde şuna vardım: toplantı diye tek bir şey yok. Üç ayrı şey var ve aynı isimle anılıyorlar. Karışıklığın çoğu buradan çıkıyor.

TürAmacıSonunda ne çıkar?Gerekli mi?
Karar toplantısıBir seçim yapmakBir karar ve sahibiEvet — kısa tutun
Keşif toplantısıProblemi anlamakDaha iyi bir soruEvet — dağınık olması normal
Statü toplantısıDurumu bildirmekBir kayıtÇoğu zaman hayır — bir mesaj olabilirdi

Bu üçünü ayırmak, toplantı sayısını azaltmaktan daha değerli. Çünkü asıl israf toplantının varlığı değil, hangi toplantıda olduğunu bilmeyen insanların orada bulunmasıdır. Keşif toplantısına karar bekleyerek giren kişi “vakit kaybı” der. Karar toplantısına keşfetmeye giren kişi toplantıyı uzatır. Statü toplantısına ne için girdiğini bilmeyen kişi ise sadece bekler.

Bir şeyi de burada bırakayım: dahil olmak, davet edilmiş olmakla aynı şey değildir. Takvimdeki her davet size ait değil. “Bu toplantıda benim rolüm ne?” sorusunu sormak kabalık değil, meslek ahlakıdır — ve cevabı olmayan bir toplantı, cevabı olmayan bir maliyettir.

Soru: Görünürlük ile görünürlük tiyatrosu arasındaki fark nedir? Cevap: Görünürlük, yapılmış bir işin sonucunu görünür kılmaktır. Tiyatro, iş yapılmamışken meşguliyeti görünür kılmaktır. Birincisi işi taşır, ikincisi işin yerine geçer.

Üç masadan bakış

Kıdemli çalışanın masasından. Görünürlüğü işten saymak zorundasınız — sevmeseniz de, “işim kendini anlatsın” demeyi tercih etseniz de. Ama tiyatroya katılmak ile görünür olmak farklı şeyler: yaptığınız işin sonucunu anlatmak görünürlüktür, meşgul olduğunuzu anlatmak tiyatrodur. İlki bir cümleyle biter, ikincisi hiç bitmez. Kısıtınız şu: hangi toplantıya çağrıldığınıza siz karar vermiyorsunuz. Elinizdeki tek gerçek yetki, girdiğiniz toplantının hangi tür olduğunu anlayıp ona göre davranmak.

Yöneticinin masasından. Statü toplantısını yazılı ve asenkron hâle getirebilirsiniz. Yapabilirsiniz, ekibiniz size teşekkür eder, iki saat geri kazanırsınız. Peki neden yapmıyorsunuz? Çünkü o toplantı sadece ekibin size görünme kanalı değildi — sizin de yukarıya görünme kanalınızdı. Onu kaldırdığınızda ekibin odağını kazanır, kendi görünürlüğünüzü kaybedersiniz. Bunu itiraf etmek gerek: bu tembellik değil, çıkar çatışmasıdır. Ve adını koymadan çözülmez.

Patronun masasından. Her “N’aptın?” sorusu size bedava geliyor; ekibe gelmiyor. Merakınız meşru — para sizin, risk sizin, gecikmenin faturasını siz ödüyorsunuz. Kimse bunu size tartıştıramaz. Ama merakınızın faturasını odak olarak kesiyorsunuz ve bu faturayı hiçbir yerde görmüyorsunuz. Kısıtınız da gerçek: bazı işlerde bir haftada bir öğrenmek fazlasıyla geç olabilir. O yüzden asıl mesele soruyu sorup sormadığınız değil, ne zaman sorduğunuz. Günde dört kez sorulan soru bilgi getirmez; sadece cevabı hazırlayan kişiyi işten alıkoyar.

Üçünün de haklı olduğu yer burası. Ve üçü de aynı şeyi ödüyor: dikkat.

Kapanış

Toplantıyı savunmak da, toplantıya sövmek de kolay. Zor olan, her toplantının kimin içini rahatlatmak için orada olduğunu sormak.

Bunu sorduğunuzda bazı toplantıların gerçekten gerekli olduğunu görürsünüz — bir kararın sahibi çıkar, bir soru netleşir. Bazılarının ise sadece bir kaygıyı yönettiğini fark edersiniz. İkincisini yok edemeyebilirsiniz; kaygı gerçek ve kaygının yönetilmesi de bir iştir. Ama en azından onu ucuzlatabilirsiniz: bir belgeye, bir mesaja, haftada bir yazılı bir özete.

Kalan zamanı da asıl işe verirsiniz. Zaten görünür olmaya değecek tek şey o.

Etiketler: #Kariyer
Paylaş:

Yorumlar

Yorum yapmak için GitHub hesabınızla giriş yapmanız yeterli. Yorumlar GitHub Discussions üzerinde saklanır.

İlgili Yazılar

Sitede Ara

Yazı, proje ve sayfalarda arama yapmak için yazmaya başlayın.

Esc ile kapat Pagefind ile güçlendirildi